DOLAR 9,5878-0.18%
EURO 11,1519-0.48%
ALTIN 557,850,79
BITCOIN 6085084,63%
Sakarya
15°

AÇIK

18:17

AKŞAM'A KALAN SÜRE

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN “CUMA GÜNÜ SAKARYA’DA OLACAĞIZ.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN “CUMA GÜNÜ SAKARYA’DA OLACAĞIZ.”

ABONE OL
4 Temmuz 2021 14:15
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN “CUMA GÜNÜ SAKARYA’DA OLACAĞIZ.”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CUMHURBAŞKANI SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN

AK PARTİ GRUP TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMA

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN- Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Bir süre daha devam edeceği anlaşılan Meclis çalışmalarında sizlere Rabbimden başarılar diliyorum.

Milletvekillerimizle gruplar halinde gerçekleştirdiğimiz değerlendirme toplantılarımıza geçtiğimiz hafta kaldığımız yerden tekrar başladık. Yarın bir grup arkadaşımızla tekrar bir araya geleceğiz: Böylece salgın öncesi başlattığımız ve beş grup halinde planladığımız toplantılarımızı tamamlamış olacağız. Meclisin açılmasıyla gruplar halindeki sohbet toplantılarımıza tekrar başlayacağız. AK Parti’nin malum en önemli vasıflarından biri olan istişare kültürünün örneği olarak gördüğüm bu toplantılarda söz alan her milletvekilimiz özgürce düşüncesini ifade ediyor. Arkadaşlarımızla illerimizin sorunlarından, ülke ve dünya politikalarına kadar her hususu samimiyetle görüşme konuşma fırsatı buluyoruz.

Şahsım dahil toplantılara katılan hemen herkesin üzerinde ittifak ettiği husus; 2023 seçimlerinin ülkemizin kazanımlarının korunması ve geleceği bakımından giderek daha önemli hale geldiğidir. Dünkü Merkez Yürütme Kurulu Toplantımızda da ifade ettim, Türkiye 2023 yılına yaklaştıkça Partimize, Hükümetimize ve ülkemize yönelik saldırıların giderek artacağı anlaşılıyor. Maalesef güya muhalefet sıfatıyla ortada dolaşan bir parti ve onunla aynı yolda yürüyenler Türkiye’nin önünü kesmeye yönelik bu kampanyaya büyük bir hevesle ortak olmaktadır. Elbette bu ülkede her dönemde iktidarla muhalefet partileri arasında çekişmeler, gerilimler, görüş farklılıkları yaşanmıştır. Ama bu defa karşımızda bambaşka bir fotoğraf vardır. Dışarıdan ve içeriden birtakım sözler aldığı anlaşılan CHP, giderek daha pervasız, yıkıcı ve ahlaksız bir şekilde bizi hedef alıyor, buna benzer bir görüntü vererek ülkenin demokrasisine, ekonomisine, geleceğine kastetmektedir. Bu arada CHP’nin dışarıdan aldığı sözleri biz söylemiyoruz, bizzat kendileri zaten ikrar ediyorlar. Eskiden beri içeride bunların değirmenine su taşımayı kendilerine vazife addeden bir kesim de hep olagelmiştir. Kıyılarımız nasıl müsilajın tehdidi altında oksijensiz kalma riskiyle boğuşuyorsa, siyasette de yerli ve milli her adımı yok etmeye çalışan, dahası siyaseti kirleten bir müsilajla karşı karşıyayız. CHP’nin başını çektiği bu siyasi müsilaj her türlü iftirayı, yalanı, çarpıtmayı küresel boyutu da olan büyük bir medya ve sosyal medya ağıyla milletimizin üzerine adeta yağmur gibi yağdırmaktadır. Dikkatinizi çekiyorum, burada sehven yanlış bilgi vermek değil bilinçli ve kasıtlı bir iftira, yalan, çarpıtma hali, hatta stratejisi yürütülmektedir.

Şayet böyle değilse durum daha vahim demektir, çünkü ortada klinik bir vaka söz konusudur.

Bernard Shaw, “Yalancının cezası kendisine inanılmaması değil onun kimseye inanmamasıdır” diyor. Başındaki zat başta olmak üzere CHP şürekasına zaten kimsenin inandığı yok, ama onlar da kimseye inanmadıkları bir ruh haline sürüklenmişlerdir. Her ne sebeple olursa olsun Türkiye CHP zihniyetinin yalan ve iftira zulmüne maruz kalmaktadır ve bunun adı da bir yalan terörüdür. Bunlara göre bu ülkedeki Cumhurbaşkanından başlayarak bakanlarından, milletvekillerinden, bürokratlarından iş adamlarına kadar herkes, esnafından, işçisinden, çiftçisinden gençlerine kadar herkesin taammüden vatanına ihanet etmektedir. Herkes yolsuzluk yapmaktadır, herkes hırsızdır, herkes uyuşturucu kaçakçısıdır, her banka soyguncusudur, herkes satılmıştır, herkes yanlıştır, herkes kötüdür. Ülkesini aklına gelen her türlü aşağılık sıfatla itham edecek, her tarafı suç kaynayan bir yer olarak gösterecek kadar kendini kaybetmiş bir ruh haliyle karşı karşıyayız. Bizim bunca yalanı, bunca iftirayı, bunca ithamı büyük bir keyifle ve kendinden emin edayla ardı ardına sıralayan siyasetçi sıfatlı bu ruh hastasına ayıracak tek saniyemiz yoktur. Hukuk önünde hesap sorulacak hususların avukatlarımız vasıtasıyla elbette takipçisiyiz, takipçisi de olacağız. Diğer hususlarda ise diyoruz ki; CHP Genel Başkanı artık siyasetin değil tıp ilminin, psikiyatrinin konusudur. Hakikatle bağını bu derece koparmış bir insana doktorlar herhalde bir teşhis koyacaklardır, inşallah tedavisi de mevcuttur. Bize düşen, Allah şifa versin demekten ibarettir.

Aziz milletim; yalan ve iftira meselesinde tek sorun CHP’nin başındaki zat olsa mazurdur der geçeriz. Ama bu mesele medyada ve sosyal medyada giderek büyüyen bir sorun halini almıştır. Sosyal medyanın en önemli yayılma mecrası olduğu bu sorun, sadece ülkemizle de sınırlı değildir. Avrupa’dan Amerika’ya kadar demokrasiyle yönetilen her yerde bu sorun tartışılmakta ve çözüm yolları aranmaktadır. Hatta birçok ülke bu tehditle mücadele için çeşitli kanuni düzenlemelere gitmektedir. Gelişmiş ülkelerin hayata geçirmeye başladıkları bu hukuki adımların benzerlerini artık bizim de acilen gündemimize almamız gerekiyor. Üstelik ülkemizde bu sorun geçmişi zaten darbe, vesayet, milletin değerlerine düşmanlık, yatırım karşıtlığı ile dolu olan bir zihniyetin elinde çok daha vahim hale gelmektedir. Bu çarpık anlayış Hükümetten özel sektöre, bürokrasiden sivil toplum kuruluşlarına kadar her yerde sorumluluk sahiplerini şeytan taşlamaktan tavaf etmeye fırsat bulamadıkları olumsuz bir iklime sürüklemektedir maalesef. Biz ülkeyi 19 yıldır “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla yönetirken, hiç kimseye kökeni, inancı, meşrebi sebebiyle en küçük bir sınırlama getirmedik. Zorlamada, tacizde, tarizde bulunmadık. Kendi hayal dünyalarında iktidar serabı görenler ise, şimdiden yatırımcısından bankacısına, yargı mensubundan polisine, askerine, önlerine kim gelirse herkesi tehdit etmeye başladılar.

Altı ay sonra erken seçim var biliyorsunuz değil mi, haberiniz var. Yeni mi duydunuz? Bay Kemal öyle diyor. O diyorsa doğrudur.

Muhalefetin 2023’le ilgili cüretinden cesaret alan kimi çevrelerin de galiz ifadelerle ülkeyi ve milleti ayakta tutan değerleri yıkmaktan, devri sabıktan söz ettiklerini işitiyoruz. Şunu unutmayın: Değerli kardeşlerim, bunlar adeta bir yalan makinesidir ve bu şekilde de bu yola devam edeceklerdir. Ama bir şeyi bilmeleri gerekiyor, Haziran 2023 Türkiye’nin seçim takvimidir. Cumhur İttifakı olarak kararımız budur, ilan ettiğimiz tarih budur ve bu iş öyle sıradan bir iş değildir. Aklınıza ne gelirse yapın böyle bir şey yok. Siyaset ciddiyet ister, siyaset kararlılık ister, yalanın egemen olduğu bir siyaset bizim kitabımızda yer almaz bunu böyle bilsinler. Rabbim kendileri hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadıkları halde müphem bir CHP iktidarında kendilerinden olmayan herkesi mahvetmekten, yıkmaktan, ortadan kaldırmaktan söz eden bu faşist zihniyetten ülkeyi muhafaza eylesin diyorum.

Değerli kardeşlerim, unutmayın ne demişti? Kimse belediyelerden çıkarılmayacak, atılmayacak böyle demedi mi? Dedi. Peki, o günden bugüne belediyelerden personeller atılmaya başlandı mı? Atılıyor. Hele hele AK Partili olduğu zaman ona zaten dayanması mümkün değil, hemen kapıya koyuyorlar. Gerek belediyelerin yan kuruşlarında gerekse memur statüsünde olanlarda acımasızca kapıya koyuyorlar. Bütün bunlar bile hepimizin üzerindeki sorumluluğun ağırlığını göstermeye değerli kardeşlerim yeter de artar bile. Onun için kararlılıkla biz yolumuza devam edeceğiz. Hep birlikte unutmayın, çok büyük bir vebal altındayız. Ülkemizi bu hastalıklı zihniyetin eline bırakmamak için çok daha fazla çalışacak, çok daha fazla mücadele edecek, çok daha fazla dikkatli olacağız. İşte bunun için girmedik ev, dokunmadık yürek, kazanmadık gönül bırakmayacağız diyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.

Aziz milletim, altını çizerek tekrar ifade etmek istiyorum, biz 19 yıldır ülkeyi eser ve hizmet siyasetiyle yönettik, yönetiyoruz. Bunlar ise daha ancak rüyasını gördükleri iktidarlarını yıkım siyaseti üzerine bina etmeye kalkıyorlar. Gerçi yıkım siyaseti CHP zihniyetinin genlerinde var. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda bu gerçeğin sayısız örneğini görüyoruz. Bu ülkede Osmanlı’dan miras demir yolu projelerinin hepsini de Gazi Mustafa Kemal’den sonra CHP rafa kaldırmıştır. Bu ülkede girişimcilerin kendi kabiliyetleri ve sermayeleriyle kurdukları uçak fabrikalarının kapısına CHP kilit vurmuştur. Bu ülkede en büyük kalkınma projemiz olan GAP’a Keban Barajının inşasına CHP karşı çıkmıştır. Ekranları başında bizi izleyen milletime tekrar hatırlatıyorum, Keban Barajına bile bunlar karşı çıkmıştır. Bu ülkede kabiliyetli mühendislerimiz tarafından üretilen otomobillerin, geliştirilen motorların, yapılan nice güzel işlerin hepsi de CHP tarafından sabote edilmiştir. Bu ülkede vurulan her fabrika kazmasının önüne CHP dikilmiştir. Bu ülkede İstanbul Boğazı üzerinden gerdanlık gibi dizilen üç köprünün her birine de CHP karşı çıkmış, engellemek için elinden geleni yapmıştır. Bu ülkede yapılan ne kadar baraj varsa, bölünmüş yol varsa, oto yol varsa, havalimanı varsa, şehir hastanesi varsa velhasıl ne kadar kalkınma yatırımı varsa CHP hepsinin de önünü kesmeye çalışmıştır. Son olarak Kanal İstanbul için aynı takozluğu yapmaya çalışıyorlar. Hem de bu işi öylesine

usul ve ahlak dışı bir üslupla yapıyorlar ki, yeminli Türkiye düşmanları bile çıtayı böyle bir seviyeye indiremez. İş insanlarından bankacılara ve bürokratlara kadar herkesi tehdit ettikleri yetmezmiş gibi, yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için uğraştığımız ülkelere bile parmak sallayacak kadar muvazeneyi yitirdiler. Ne diyorlar? Eğer kredi verecek olursanız bunları ödemeyiz. Deutsche Bank’a tehdit sallıyorlar, ödemeyi kesinlikle yapmayız. Değerli kardeşlerim, bunlar daha şimdiden ya devlet nedir, devlet yönetmek nedir bunlardan haberleri bile yok. Uluslararası bir tahkim mekanizması var bundan da haberleri yok. Biz iktidar olduk bizden önceki borçlanmaları ödemedik mi? Ödedik, ödüyoruz. Niye? Devlet budur da onun için. Ama bunlar devlet değil, zillet zillet. Bunlar böyle bir şeye talip. Ve tabi hayal bile değil bunların iktidar olma süreci bunu da bildikleri için atıyor tutarsa ne ala, tutmazsa kendimizi anlatmış oluruz diyor. Bunlar lafa gelince bize tek adamlıkla, hukuk tanımazlıkla, diktatörlükle itham ederler, ama kendileri sadece Kanal İstanbul konusundaki beyanlarıyla bile ne anayasa, ne yasa, ne teamül, ne devlet adabı tanıdıklarını millete zerre kadar saygılarının olmadığını açıkça ortaya koymaktadırlar. Uzaktan bakıldığında bu tablo CHP’nin tarihi boyunca ülkeye verdiği zararların uzun listesini de hatırlatan ibretlik bir görüntüdür. Yakından bakıldığında ise aynı durum ülkenin ve milletin geleceği adına endişeye kapılmamıza yol açan bir vahamet tablosudur. Halbuki biz muhalefetle ülkenin önüne çıkardığı engellerin değil, millete kazandıracağımız eserlerin, hizmetlerin, yatırımların atışmasını yapmak kavgasını vermek isterdik.

Mesela, biz Kanal İstanbul dedik, onların İstanbul için çok daha büyük, çok daha cazip bir proje önermesini beklerdik. Mesela biz Üçüncü Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul İzmir Otoyolu ve Osman Gazi Köprüsü dedik ve yaptık. Onlardan çok daha iddialı projeler ortaya koymalarını beklerdik. Mesela biz şehir hastaneleri dedik hiçbir vatandaşımız sağlık sigortası sisteminin dışında kalmayacak dedik. Sağlık hizmetleri ücretsiz ve kaliteli olacak dedik, onlardan çok daha ilerisini duymak isterdik.

Mesela, biz ihracatı her ay yeni rekorlarla ileri taşıdık, üretimi arttırdık, sanayiyi geliştirdik, savunma sanayinde ülkemizi marka haline getirdik. Onlardan çok daha çarpıcı projeler ortaya koymalarını umardık. Mesela biz her şehrimize üniversite kazandırdık. İlk ve ortaöğretimde okulları baştan aşağı yeniledik, öğretmen kadrosunu güçlendirdik, onlardan çok daha fazlasını taahhüt etmelerini beklerdik. Bu örnekleri her alana teşmil etmek mümkündür.

Peki, ne oldu? Karşımızda sadece oyundaki mızıkçı çocuklar gibi yaptırmayız da yaptırmayız demekten başka laf da bilmeyen, proje de üretmeyen bir CHP bulduk. İşte bunun için diyoruz ki, biz 19 yıldır kendi kendimizle yarışıyoruz. Karşımızda bizimle demokrasi ve özgürlüklerde olduğu gibi eserde, hizmette, projede yarışacak kimse olmadığı için çıtayı sürekli kendi elimizle yukarıya taşıyoruz. Kanal İstanbul da bu örneklerden biridir. Türkiye bugüne kadar bunca esere, bunca hizmete nasıl CHP’ye rağmen sahip olmuşsa, Kanal

İstanbul projesine de aynı şekilde kavuşacaktır. Dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul’un Boğaz trafiği ve depreme hazırlık gibi sorunlarının çözümüne ciddi katkı sağlayacak bu projeyi şehrin geleceğini kurtaracak bir eser olarak görüyoruz. Biz burada sadece bir kanal inşa etmekle kalmıyor, aynı zamanda İstanbul’a ve ülkemize limanıyla ihracatımızı, hayat alanlarıyla insanımızı rahatlatacak yeni bir nefes borusu açıyoruz. Proje hazırlık aşaması bilimin ve tekniğin ışığında titizlikle tamamlanan Kanal İstanbul’un ilk köprüsünün temelini atarak bu abide eseri ülkemize kazandırmak için Bismillah dedik. Altyapı deplase çalışmalarının ardından kanalın kazasına da süratle başlıyoruz.

Kanalın her iki tarafında inşa edilecek toplamda 500 bin kişilik şehirler İstanbul’a ilave nüfus getirme değil, depreme hazırlık için kentsel dönüşüm çalışmalarında yaşanan sıkışıklığı giderme amaçlıdır. Ekranları başında bizi izleyen milletime özellikle sesleniyorum, çünkü CHP ve yandaşlarının özellikle bu yalan kampanyalarına, bu yalan terörüne aldanmamak gerekir, bu bakımdan da özellikle şu anlatacaklarımı aziz milletimin dikkatle takibini rica ediyorum: Uzunluğu 45 kilometre, taban genişliği değerli kardeşlerim en dar yerinde 275 metre, derinliği 20,75 metre olan Kanal İstanbul’un şimdiden ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Hedefimiz, bu projeyi 6 yıl içinde tamamlayarak hizmet sunmaktır. Türkiye’ye 19 yıldır kazandırdığımız eser ve hizmetleri bu dünya çapında projeyle taçlandıracağımıza inanıyoruz. Şimdi bugüne kadar milletin hayrına olmasına rağmen karşı çıkılan projeler ve Kanal İstanbul ile ilgili videoyu hep birlikte tekrar izleyelim, seyredelim.

(Video Gösterildi)

Evet, yaptırmayız da yaptırmayız diye kendilerini paraladıkları proje işte bu. İstanbul’a karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenlerin Kanal İstanbul projesiyle ilgili ileri-geri konuşmaları, kendilerini komik duruma düşürmekten başka işe yaramaz. Şehrin depreme hazırlık çalışmalarından kıyılarını istila eden müsilaja kadar hiçbir ciddi meselesinde dişe dokunur herhangi bir çabasını görmediklerimizin Kanal İstanbul’a karşı kampanya yürütmesi zavallılık işaretidir.

Neymiş efendim, bu proje yeteri kadar tartışılmamış. Ya biz Kanal İstanbul projesini tam 11 yıl önce kamuoyuna açıkladık ve o günden itibaren tartıştık ve ne zaman ki milletvekilliğine aday olduk ve o zaman da dedik ki, bizim çılgın projemiz Kanal İstanbul. Tabi bunların siyasette zamanı takip diye bir anlayışları yok, neler oluyor bu ülkede, neler oldu bu ülkede haberleri yok. Bunlar sadece dedikodu üretsinler, sadece yalan üretsinler ve yalan terörüyle de milleti aldatmaya kalksınlar. Bunlara sormak lazım, bunca yıldır aklınız neredeydi? Aradan geçen 11 yılda tartışmadığınız, araştırmadığınız, düşünmediğiniz hangi meseleyi, diyelim ki projeyi 1 yıl sonra başlatsak bu arada neticeye bunu kavuşturacak mısınız, böyle bir şeyiniz mi var? Kendi tembelliklerine, kendi iş bilmezliklerine, kendi kifayetsizliklerine kılıf bulmak

için ortaya attıkları her bahane aslında ülkemiz için nasıl hiçbir hayalleri ve hazırlıkları olmadığını gösteriyor.

Aziz milletim, değerli kardeşlerim; şunu özellikle bilmenizi istiyorum: Milletimiz yaşanan her şeyi görüyor, kafa ve gönül hanesine not ediyor, vakti, saati geldiğinde herkese hak ettiği muameleyi yapacaktır.

Ve bu projenin en önemli özelliklerinden bir tanesi de, kentsel dönüşüm-değişim noktasında ciddi bir yükü alacak olmasıdır. Hemen bu projenin yanı başında Avcılar var, bu Avcılar’da biz çok ciddi deprem felaketleri geçirdik. Şimdi buralardan biz vatandaşlarımıza, size bak yerler hazırladık, buralara yerleşebilirsiniz diyeceğiz ve buralara şöyle bir gerekirse taşıyacağız. Niye? İstiyoruz ki vatandaşımız çok daha güvenli yerlerde yaşamaya devam etsin ve bu tür sıkıntılı bölgelerden de vatandaşlarımızı çıkaralım. Biz bunları düşünüyoruz. Ve depreme dayanıklı yeni konutlar inşa etmek suretiyle de İstanbul’umuzda bu operasyonları yapıyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin, böylesine dev bir proje iktidarıyla-muhalefetiyle ülkelerin milli gurur kaynağıdır. CHP zihniyeti hep olduğu gibi eser ve hizmet düşmanlığı yaparak ülkenin ve milletin sevincini gölgelemenin peşindedir. Milletimiz bu ufuksuz, çapsız, beceriksiz, ferasetsiz muhalefetin gerçek yüzünü geçmişteki acı tecrübeleriyle bildiği için söylenenlere itibar etmiyor. Kısa süreli koalisyon denemelerini bir kenara bırakacak olursak, milletimizin yıllardır CHP’yi iktidardan uzak tutması boşuna değildir. Ellerindeki 3-5 belediyeyi yönetmeyi dahi beceremeyenlerin, ülkenin 81 vilayetinin ve 84 milyon vatandaşının tamamının sorumluluğunu üstlenemeyeceğini görmek için öyle çok da derin analizlere ihtiyaç yoktur.

Değerli kardeşlerim; bunun için CHP’nin başındaki zatın ülkenin 2 milyon 600 bin evladının üniversite sınavına gireceği günün arifesinde sergilediği ihanet bile başlı başına bir örnek olarak yeterlidir. Karşımızda Katarlı öğrencilerin ülkemizde sınavsız tıp fakültesine gireceği yalanını hiç utanmadan, sıkılmadan 2 milyon 600 bin öğrenciye ve ailelerine saygı duymadan tekrarlayacak kadar alçalabilen bir kafa bulunuyor. Bu ne densizliktir, bu ne terbiyesizliktir. Düşünün, bir ülke ki aramızda ilişkilerimiz var, dolayısıyla bu ülkenin bizimle olan bu ilişkilerini bir kenara koyup kalkıp diyorsunuz ki Katarlı öğrenciler sınavsız olarak imtihana girecek. Ne oldu? Böyle bir şey oldu mu, girdi mi? Tepeden tırnağa hepsi yalan. Zaten bunlar yalan dersini özellikle alıyorlar. Bunu sadece kendisi almakla kalmıyor, kendi yanındakilere de aynı dersi aldırtıyor. Yalan ve iftira bataklığına öylesine gömülmüş durumdalar ki önlerine gelen haberin doğruluğunu, yanlışlığını araştırmaya dahi tenezzül etmiyorlar. Daha doğrusu, önlerine konan bilginin doğruluğu, yanlışlığı bunları zerre kadar ilgilendirmiyor. Yeter ki bunlar amaçlarına bir adım daha yaklaşsın, sonuçta isterse ülke yıkılsın, isterse millet perişan olsun, isterse gençlerimizin hayalleriyle oynansın, hiç önemli değil. Halbuki Katarlı öğrenciler sınavsız tıp fakültesine girecek denilen mesele, tamamı da dost ve kardeş 12 ülkeyle aramızda… Aziz milletim, buraya lütfen dikkat edin; 1994 yılından beri var olan

askeri sağlık işbirliği protokolünün Katar’la da imzalanmasından ibarettir. Sene 1994 ve ülkelerle biz bu anlaşmayı yaptık. Ve bu üniversite imtihanlarına giren öğrencilerle alakalı değil sadece öğrencilerle ilgili yapılan bir askeri personelle anlaşma.

Her protokol gibi Katar’la yaptığımız anlaşma da mütekabiliyet esasına dayalıdır, yani karşılıklıdır. Bu çerçevede mesela geçtiğimiz haftalarda 4 Azerbaycanlı ve 5 Afganistanlı sağlık astsubayı Gülhane Sağlık Meslek Yüksekokulundan mezun olarak ülkelerine dönmüşlerdir. Diğer eğitim kurumlarıyla ilgili öğrenci alımı ise, tamamı da sınavla olmak üzere eskiden beri uygulanan usullerle devam etmektedir.

Tüm bu hakikatler gün gibi ortadayken, Katarlı öğrenciler sınavsız tıp fakültelerine alınıyor yalanıyla sınava giren evlatlarımızın ve ailelerinin moralini bozmanın acaba kime ne faydası olmuştur? CHP böyle bir yalandan nasıl bir siyasi çıkar sağlamıştır? Kılıçdaroğlu, yıllardır sürdürdüğü iftira listesine bir yenisini ekleyerek kendisi için nasıl bir siyasi neticeye ulaşmayı murat etmiştir. Aynı yalanı paylaşan medya ve sosyal medya mecraları milyonlarca insanın vebaline girdikleri için en küçük bir hicap duymuşlar mıdır? Bu soruları soruyoruz, çünkü bizim böyle bir kepazeliği aklımıza, havsalamıza, vicdanımıza sığdırabilmemiz, anlayabilmemiz, kabullenebilmemiz mümkün değildir. Gerçekler ortaya çıktıktan, tüm kurumlar açıklamalarını yaptıktan sonra bile aynı yalanı inatla sürdüren bir partiye, bir siyasetçiye, ülkenin ve milletin hangi kritik meselesi emanet edilebilir. Yalancıdan yönetici olmaz diyerek ortadan dolaşanların aslında kendilerini tarif ettiklerini iyi biliyoruz. Ülkemizin tüm gençlerini gördükleri her yerde Kılıçdaroğlu’nun ve CHP yöneticilerinin yakalarına yapışıp bu rezilliğin hesabını soracaklarına inanıyorum.

Üstelik Katar meselesi tek örnek de değildir. Ataşehir’deki bir kız yurdunda binada çekimi yapılan belgesel için orada bulunan silah maketi görüntülerini kız yurdu silah deposu mu diyerek aktaracak ve bunun peşinden gidecek kadar sefilleşenler de var.

Şimdi de CHP’nin yalanlarıyla ilgili kısa bir video seyredeceğiz.

CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN-

Evet, çarkçı Kemal’i dinlediniz. Allah rahmet eylesin, Savaş Ay’la yaptıkları mülakatı dinlediniz. Ne denli yalan söylediğini Savaş Ay gayet güzel bir şekilde, hem de kendisiyle dalga geçerek orada ortaya koydu. Ve bir diğer tabi durum da A’dan Z’ye söylediği şeylerde bir söylediği bir diğer söylediğini tutmuyor hep yalan hep yalan. Böyle bir siyasetçi Türkiye Cumhuriyeti tarihinde maalesef ne geldi, ne de gelecek. Ve ben inanıyorum ki, şu anda Kılıçdaroğlu’na inanan kendi tabanı nereye kadar bu inanma sürecini devam ettirecek? Şunu bilmeleri lazım yani: CHP’nin tarihi bu denli maalesef karanlık olmadı. Çünkü ülkeye bir katkıları olurdu, ama şimdi böyle bir katkı da söz konusu değil. Yaptıkları herhangi bir eser söz konusu değil. Düşünün artık herhangi bir yerde çeşmenin musluğunu açmaya gidiyor ve açılış töreni diye de adını koyuyorlar. Bunların

birde özelliği var, işte Silahtarağa oradaki arıtma tesisiyle alakalı olarak bu arıtma tesisini çalıştırmama töreni. Öyle mi Veysel Hoca? Temel atmama töreni, bunlarla uğraşıyorlar. Bunlar da Türkiye Cumhuriyetinin tarihine yeni yeni giriyor bazı şeyleri de öğreniyoruz yani, temel atmama töreni. Bundan sonra daha çok şeyler biz bunlarla öğreneceğiz. Ve çok daha önemlisi şu müsilaj olayında da ortaya koydukları tezlerle birçok şeyleri bu vesileyle öğreniyoruz.

Tabi bu tür haberlerde meselenin asla hakikati aramak, hakikati öğrenmek olmadığını yaşadığımız binlerce tecrübeyle biz bunları çok iyi biliyoruz. İşte şu anda İzmir’in durumu ortada. Ne yüzlerine çarpılan belgeler, bilgiler, ne de mahkeme kararları, ne mahşeri vicdanda uğradıkları mahkumiyetler bunları yalanı ve iftirayı hayatlarının, siyasetlerinin, medyalarının merkezine yerleştirmekten alıkoyabildi. Meydanı bu yalan ve iftira tüccarlarına değerli kardeşlerim, bırakmayacağız. Bıkmadan, usanmadan, dinlenmeden milletimize hakikatleri anlatacak ve siyasi hesap verme günü olan seçimler geldiğinde hak ettikleri şekilde hüsrana uğramalarını temin edeceğiz.

Aziz milletim, CHP ve şürekası hakikatleri çarpıtmakla bu kadar uğraşırken, kendi mensuplarının tam göbeğinde yer aldığı kepazeliklere ise dönüp bakmıyor bile. Bu partiyle ilgi son dönemde onlarca tecavüz, taciz, hırsızlık, yolsuzluk iddiası dile getirildi. Bunların hangisiyle ilgili CHP’nin kayda değer bir işlem yaptığını veya nice yalanı dillerine dolayan medya mecralarının aynı hususların üzerine gittiğini gördünüz? Gerçi siyasette hangi partilerle ittifak içinde olduğunu bile söylemeyecek kadar şeffaflıktan, samimiyetten, hasbilikten uzak bir partiden söz ediyoruz. Bugüne kadar teröre karşı olduklarını bu Bay Kemal’den duydunuz mu? Terörle mücadeleye yönelik bir yaklaşımını kendisinden duydunuz mu? Böyle bir partiden herhangi bir hususta onurlu duruş beklemek gökteki güneşi elle yakalamayı ummakla aynıdır.

Mesela, geçtiğimiz günlerde CHP Genel Merkezinin pek çok yöneticisiyle yine aynı partiye mensup çok sayıda belediye başkana Çanakkale Assos’ta yani Kaz Dağlarının hemen eteğinde kaçak bir işletmenin açılış törenine katılıyor. Niçin katılırlar biliyorsunuz, detayına girmeme gerek yok. Kaz Dağlarıyla ilgili her konuda ortalığı birbirine katan medya mensuplarından, sanatçılardan, sözde sivil toplum kuruluşlarından bu konuda en küçük bir ses çıktı mı? Çıkmaz. Çünkü bunların derdi çevre değil, bunların derdi tabiat değil, bunların derdi ağaç değil, hatta daha ileri giderek söylüyorum, bunların hiçbirinin derdi ülkenin ve milletin kazançları, kayıpları, istikbali de değildir. Bunların tek derdi AK Parti’ye ve Hükümete zarar vermek, CHP’yi de parlatmaktan ibarettir. İşte bu anlayışla hep diyoruz ki, bizim tek muhatabımız millettir. Vakit siyasette savunmaya geçme, taarruza kalkma vaktidir. Medyayı ve sosyal medyayı elbette ihmal etmeyeceğiz, ama asıl zamanımızı, enerjimizi, dikkatimizi sahaya, doğrudan insanımızla temasa vereceğiz, yani insanımızı dokunacağız, yapacağımız bu.

Eğer hayat sosyal medyadan ibaret olsaydı, sadece ülkemizin değil tüm dünyanın yörüngesi bir anda değişirdi. Bu mecraların kimlerin elinde olduğu, gerektiğinde hangi yönlendirmelerle siyasette, ekonomiye, toplumsal hayata müdahale ettikleri ortadadır. Bize düşen, kendimizi medya mecralarının sahte gündemlerine kaptırmadan ülkemizin ve milletimizin gerçeklerine yöneltmektir. İşte bu anlayışla öncelikle ana kademimizle, kadın kollarımızla, gençlik kollarımızla bugüne kadar her alanda yaptığımız eser ve hizmetleri tek tek milletimize anlatacağız. Bununla birlikte, önümüzdeki dönemde yapacaklarımızı, ülkemiz ve milletimiz için kurduğumuz hayalleri de yine milletimizle paylaşacağız.

Her ay şu anda millet kütüphanemizde gençlerle biraraya geliyorum, dün de doktora öğrencileriyle biraraya gelmiştim ve kendilerinden sorular alıyorum, daha sonra bu soruları cevaplandırıyorum. Üçüncüsünü yaptık, her ay bir tane yaparak yolumuza devam ediyoruz.

Meclisin yaz tatiline girmesiyle birlikte sizlerden de illerinizde herkesle yakın temas kurmanızı, yalanları çökertmenizi, hakikat bayrağını yükseltmenizi, vizyonumuzu halkamıza aktarmanızı istiyorum. Sahaya çıktığınızda AK Partinin milletimiz nezdindeki kredisini, desteğini, muhabbetini çok daha iyi göreceğinizden şüpheniz olmasın.

Biz de artık salgın şartlarının el vermesiyle yeniden illerimizi ziyaret etmeye, milletimizle kucaklaşmaya, ru be ru hasbihale, teşkilatlarımızla biraraya gelmeye başladık. Geçtiğimiz haftalarda Zonguldak ve Hatay’daydık, inşallah bu hafta da Cuma günü Sakarya’da olacağız ve Sakarya’da önce Arifiye’ye inşallah ulaşacağız, Arifiye’deki palet fabrikasını önce ziyaret edecek, orada Cuma’yı kıldıktan sonra diğer programlarımızı da icra edeceğiz. Ve değerli kardeşlerim; bütün mesele birçok yalanı, birçok iftirayı, Arifiye’deki palet fabrikasının Katar’a satılıp-satılmadığını tekrar gerek orada çalışanlarımıza, gerekse milletimize oradan anlatma imkanını, fırsatını bulacağız. İnşallah programımızın el verdiği ölçüde bu ziyaretleri yoğun bir şekilde sürdüreceğiz.

Unutmayınız, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği bizim yanımızda olduğu sürece CHP ve şürekası ne yaparsa yapsın sandığa gömülmeye mahkumdur.

Gerçi geçtiğimiz günlerde yine bir emekli general çıktı, bunlar demokratik seçimlerle iktidarı terk etmez diyerek güya milleti galeyana getirmeye çalıştı. Milletten umudu kesenlerin de, millete rağmen iktidar peşinde koşanların da heveslerini kursaklarında bırakmaya devam edeceğiz. Çünkü biz milletin bağrından doğmuş olan AK Partiyiz. Çünkü biz milletle birlikte yol yürüyen Cumhur İttifakıyız. Çünkü biz bu ülkeye Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 5 katını, 10 katını 19 yılda kazandırarak destan yazmış bir hükümetiz.

Cumhur İttifakı olarak çıktığımız bu yolda niye rahatsız oluyorsunuz, terör örgütleriyle beraber olmadığımız için mi? Niye rahatsız oluyorsunuz, Kandil’den talimat bize gelmediği için mi? Niye rahatsız oluyorsunuz, Avrupa

Birliği’nden parasal yardım, destek almadığımız için mi? Niye rahatsız oluyorsunuz, Amerika’da bir Dalton var, o Dalton’la dost olmadığımız için mi? Biz bu milletin evlatlarıyla dostuz, bu milletin evlatlarıyla beraberiz, bu milletin evladıyla bu yola aynen devam edeceğiz. Evvel Allah bu milletin evlatları John’lara, George’lara yeter de artar bile. Biz bu konuda kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine de biz ulaştıracak, büyük ve güçlü Türkiye’yi biz kuracak, gençlerimize 2053 vizyonlarını da yine biz hediye edeceğiz.

Aziz milletim; Türkiye salgın mücadelesinde yarın yeni bir döneme giriyor. Son Kabine Toplantımızın ardından 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girecek salgın tedbirleriyle ilgili kararlarımızın çerçevesini milletimizle paylaşmıştık, İçişleri Bakanlığımız da uygulama genelgesini geçtiğimiz günlerde yayınlandı. İnşallah salgının sağlığımızla birlikte sosyal ve ekonomik hayatımız üzerindeki olumsuz etkilerini de önemli ölçüde ortadan kaldıracak bir normalleşme dönemine adım atıyoruz. Dünyadaki gelişmeler salgının öngörülemeyen neticelere yol açarak sürdüğüne işaret ediyor.

Bize düşen, sağlık hizmetlerinden gıda tedarikine, üretimden kamu güvenliğine kadar her hususta tüm senaryolara hazırlıklı olmaktır. Türkiye’nin bu bakımdan dünyada örnek gösterilen bir ülke olduğunu akıl ve vicdan sahibi herkes kabul ediyor.

Yarın başlayacak yeni dönemin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Vatandaşlarımdan yeni dönemde de tedbiri elden bırakmadan hayatlarını sürdürmelerini hassaten istirham ediyorum.

Türkiye’nin salgın sonrası döneme çok güçlü bir küresel aktör olarak girmesi için gereken adımları da atıyoruz. Bu amaçla, 12 Mart’ta istiklalden istikbale diyerek ülkemizin ekonomi reformları alanındaki yeni yol haritasını milletimizle paylaşmıştık. Bakanlıklarımız, ilgili kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşları programın hayata geçirilme aşamasında da sıkı bir iş birliği içerisinde çalışıyorlar. Belirlediğimiz 154 eylemin yüzde 78’i bu sene tamamlanacak. Haziran ayı sonuna kadar süre koyduğumuz 35 eylem başlığından 31’i tamamlanmış durumda. Geriye kalan 4 eylemden ikisinin teknik çalışmalarına nihai halini verdik. Kanunla hayata geçirilecek iki eylem için ise Yüce Meclisimizin takdirini bekliyoruz. Dolayısıyla yılın ilk yarısı için öngördüğümüz eylemleri başarıyla tamamladığımızı söyleyebilirim. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Sözlerime son vermeden önce Haziran ayı boyunca uluslararası müsabakalarda ülkemize madalya kazandıran sporcularımıza teşekkür etmek istiyorum. Avrupa ve dünya şampiyonalarında;

Bedensel engelli sporcularımız 3 altın, 2 gümüş, 4 bronz madalyayla;

Görme engelli sporcularımız 3 altın, 3 gümüş madalyayla;

Özel sporcularımız 5 altın, 4 gümüş, 9 bronz madalyayla;

Güreşçilerimiz 4 g

Judocularımız 1 bronz madalyayla;

Okçularımız 2 altın madalyayla;

Yüzme sporcularımız 2 altın, 1 gümüş, 1 bronz madalyayla;

Atıcılık ve avcılık dalındaki sporcularımız 1 gümüş madalyayla toplamda da 54 madalyayla bizleri gururlandırdılar.

Kadın Voleybol Takımımız da elde ettiği üçüncülükle teşekkürü hak etti. Aynı şekilde Karate Milli Takımımız Mayıs sonunda Hırvatistan’daki Avrupa Şampiyonasından 6 altın, 2 gümüş, 1 bronz olmak üzere toplam 9 madalyayla dönerek milletçe göğsümüzü kabarttı.

Tabii futbolda umutla başladığımız Euro 2020’den erken ayrılmak hepimizi üzdü. İnşallah bundan sonraki turnuvalarda futboldan da güzel haberler bekliyoruz.

Tokyo Olimpiyatlarına hazırlanan tüm sporcularımıza buradan bir kez daha başarılar diliyorum.

Bu duygularla bir kez daha siz kıymetli milletvekillerimize Meclis çalışmalarında Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum.

Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Altyapı @2021 - Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan gundem54.com sorumlu tutulamaz. (İlgili içerik gundem54.com ana sayfada kullanım şartları ve gizlilik bölümünde yer almaktadır.) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz. Sakarya'nın Haber Sitesi