ATALARDAN KALAN EBRU MİRASI GELECEĞE AKTARILIYOR
Sakarya’da yaşayan ebru sanatçısı Büşra Altmışdört, verdiği eğitimler ve sergi çalışmalarıyla geleneksel ebru sanatını gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor.
Küçük yaşlarda babasının sanat kitaplarını karıştırırken renklere ilgi duymaya başlayan Altmışdört, zamanla bu ilgisini ebru sanatıyla taçlandırdı. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İlahiyat Ön Lisans Programı mezunu olan Altmışdört, 2010 yılında ebru sanatçısı Şükran Aydın’dan aldığı eğitimle sanat yolculuğuna başladı.
Yıllar içinde kendini geliştirerek ustalaşan Altmışdört, farklı dönemlerde Sakarya Geleneksel Sanatlar İhtisas Merkezi ile Başakşehir Belediyesi Şehir Sanat Merkezi’nde eğitmenlik yaptı.
Eserleri ulusal ve uluslararası birçok sergide yer alan Altmışdört, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yok olma tehlikesi altındaki geleneksel sanatları icra eden sanatçılara verilen “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Sanatçı Tanıtım Kartı”nı 2019 yılında almaya hak kazandı. Aynı dönemde, UNESCO Bilim Kurulu tarafından 2017’de “Yaşayan İnsan Hazinesi” unvanına layık görülen ebru sanatçısı Hikmet Barutçugil’in asistanlığını da üstlendi.
Görev aldığı kurumlarda yüzlerce öğrenci yetiştiren Altmışdört, geçen yıl bir arkadaşıyla birlikte hayalini kurduğu atölyeyi kurdu. “Türkiye’nin Ustaları” envanterinde yer alan sanatçı, atölyesinde 4’er kişilik gruplarla haftada 2-3 gün eğitim veriyor.
Ebru sanatı öğrencisi Mualla Bulut, Ebru sanatıyla kızının okulunda yapılan basit bir çalışmayla tanıştığını belirten katılımcı, ebrunun kendisi için adeta bir terapiye dönüştüğünü söyledi.
Ebru çalışmalarının yapıldığı günleri sabırsızlıkla beklediğini dile getiren katılımcı, “Perşembe günlerini iple çekiyorum. Buraya gelmek benim için stres atmak, ruhumu beslemek ve güzel zaman geçirmek demek. Dost sohbetleri eşliğinde, emeklilik dönemimde severek başladığım bir hobi oldu. Çok mutlu zaman geçiriyorum.” dedi.
Öğrenci Suna Gökmen, “Bu gerçekten çok güzel bir sanat; çok köklü ve değerli geleneklerimizden. İnsan sabrı öğreniyor, sürprizlere açık olmayı öğreniyor; çünkü hiçbir şey tam olarak istediğiniz gibi olmuyor. Hatta bazen beklemediğiniz şeyler, düşündüğünüzden çok daha güzel çıkıyor. Büşra Hocam’la birlikte bu ortamda bunu deneyimlemek ise ayrı bir Keyif. “dedi.
Betül Kılıç öğrenci, Benim için burası bir dinlenme ve yavaşlama alanı. Günlük hayatımızda, sosyal medyada ve dışarıda çok hızlı bir şekilde zaman geçiriyoruz; burası ise benim için bir duraklama, nefes alma noktası gibi.
Yaklaşık iki yıldır düzenli olarak ebru eğitimi alıyorum ve bu süreçte kişilik olarak, karakter olarak gerçekten çok değiştiğimi düşünüyorum. Çok güzel bir ilerleme kaydediyorum.
Ebru dersine Ankara’da Duygu hocamdan başlamıştım. Daha sonra ailem buraya taşındığı için ve onun yönlendirmesiyle Büşra hocamla devam etmeye başladım. Yaklaşık bir yıldır Büşra hocamla düzenli olarak çalışıyoruz ve çok keyifli bir süreç geçiriyoruz. Kendisine de teşekkür ederim.
Bu sanat için hâlâ öğrenilecek çok şey var. Ben yaklaşık 1,5–2 yıldır eğitim alıyorum ama bu yolculuk için çok erken; en az beş yıl boyunca her sene düzenli eğitim almak gerekiyor.
Özellikle çocukların ebru ile tanışmasını çok isterim. Ben de çocukken bir kurs vesilesiyle ebru ile tanışmıştım ve o dönem çok ilgimi çekmişti. Çocuklukta başlayan bu deneyim, kalbe daha derin bir şekilde yerleşiyor ve hayat boyu süren bir etki bırakıyor. Bu yüzden özellikle çocukların ve gençlerin bu sanatla hemhal olmasını isterim dedi.
Ebru sanatçısı Büşra Altmışdört, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılığı unvanına sahibim. Bu unvan, bir kart aracılığıyla da veriliyor. Bu, Ebru sanatını gelecek nesillere doğru ve uygun şekilde aktarma sorumluluğunu bana veriyor. Aynı zamanda sanatçı kimliğimi ve yaptığım işin resmiyetini vurgulayan bir durum.
Biz bu sanatı, geçmişi koruyarak, bugünün ruhuyla birleştirerek ve geleceğe taşıyarak sürdürmeye çalışıyoruz.
Renkler ve çizgilere olan ilgim beni Ebru sanatıyla buluşturdu. Renklerin su üzerindeki tekrar edilemez hali, benim için bir yol oluşturdu. Ebru, renklere dokunabildiğim ve sabırla ilişki kurabildiğim bir alan olduğu için bu yolculuğu sürdürmemi sağladı.
Eğitimlerimi Şükran Aydın’dan aldım; 2010 yılında bu sanata başladım. Şükran Aydın’dan aldığım eğitim, Ebru’ya doğru bir bakış açısı kazanmamı sağladı ve sanat disiplinime de önemli katkı sağladı.
Bu süreçte birçok öğrenciyle çalıştım. Onlara Ebru’yu öğretirken, iç dünyalarında yeni kapılar açmalarını sağlamak ve sanat aracılığıyla kendilerini keşfetmelerini hedefledim.
Gelecekteki sanatın umut verici olduğuna inanıyorum. Geçmişte yapılanı bugünün ruhuyla sentezleyerek, gelenekle gelecek arasında bir köprü kuruyoruz. Bu köprü, sanatın ve bu yolculuğun kesintiye uğramadan devam etmesini sağlıyor.
Benim de amacım, öğrencilere bu bilinçle olanak tanımak, onlara alan açmak ve çalışmalarını sürdürebilmeleri için rehberlik etmek olduğunu söyledi

