1. Haberler
  2. Sağlık
  3. KANSER KORKULMASI GEREKEN BİR HASTALIK DEĞİL, GEÇ KALINMIŞ TEŞHİSTİR

KANSER KORKULMASI GEREKEN BİR HASTALIK DEĞİL, GEÇ KALINMIŞ TEŞHİSTİR

featured
0
Paylaş

KANSER KORKULMASI GEREKEN BİR HASTALIK DEĞİL, GEÇ KALINMIŞ TEŞHİSTİR

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası tanı alıyor, 10 milyona yakın kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise her 5 kadından ya da erkekten biri yaşamı boyunca kansere yakalanıyor ve her 12 kadından biri ile her 9 erkekten biri kanser nedeniyle vefat ediyor. Kanserle mücadelede en etkili yöntemin “erken teşhis” olduğunu söyleyen Central Hospital uzmanları, erken tanının, düzenli kontroller ve vücudu dinlemenin; kanseri korkulacak bir hastalık olmaktan çıkarıp, yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorununa dönüştürdüğünü belirtiyor.

KANSER KORKULMASI GEREKEN BİR HASTALIK DEĞİL, GEÇ KALINMIŞ TEŞHİSTİR

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası tanı alıyor, 10 milyona yakın kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde ise her 5 kadından ya da erkekten biri yaşamı boyunca kansere yakalanıyor ve her 12 kadından biri ile her 9 erkekten biri kanser nedeniyle vefat ediyor. Kanserle mücadelede en etkili yöntemin “erken teşhis” olduğunu söyleyen Central Hospital uzmanları, erken tanının, düzenli kontroller ve vücudu dinlemenin; kanseri korkulacak bir hastalık olmaktan çıkarıp, yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorununa dönüştürdüğünü belirtiyor.

Kanser, günümüzde erken tanı ve doğru tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilen bir hastalık haline geldi. 04 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında uzmanlar, kanserde asıl riskin hastalığın kendisi değil, geç kalınmış kontroller olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü birçok kanser türü, erken evrede belirti vermeden ilerleyebiliyor; ancak zamanında fark edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek oranlara ulaşıyor. Central Hospital uzmanları, hem kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserinde hem de sindirim sistemi kanserlerinde erken tanının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yapıyor.

Meme kanserinde bir kontrol, bir hayat demek

Meme kanseri, çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerleyebiliyor. Her 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseri riskiyle karşı karşıya kalırken, erken teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek seviyelere ulaşıyor. Central Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayça Özgürel Bozkurt, kadınların kendi vücutlarını tanımasının ve düzenli kontrollerini ihmal etmemesinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Dr. Bozkurt, her kadının ayda yalnızca 5 dakikasını ayırarak kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğini vurguluyor. Memede ele gelen sertlik, şekil değişikliği, ciltte kızarıklık, çekilme ya da akıntı gibi bulguların mutlaka bir uzmana başvurmak için yeterli nedenler olduğunu ifade eden Dr. Bozkurt, özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Ertelemek, riski büyütür. Erken davranmak ise hayatı korur” diyen Dr. Bozkurt, meme kanserinde erken tanı sayesinde kadınların yaşamlarına kaldıkları yerden sağlıklı bir şekilde devam edebildiklerini belirtiyor.

Sindirim sistemi kanserlerinde ameliyatsız tedavi dönemi

Erken tanının önem taşıdığı bir diğer alan ise sindirim sistemi kanserleri. Günümüzde tıptaki teknolojik gelişmeler sayesinde, sindirim sistemi hastalıklarının ve hatta erken evre kanserlerin büyük bir bölümü ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebiliyor. Central Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sait Buğdacı, ileri endoskopik yöntemlerin sindirim sistemi kanserlerinde adeta bir dönüm noktası yarattığını belirtiyor. Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD),Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR), Peroral Endoskopik Miyotomi (POEM) ve ERCP gibi modern yöntemler sayesinde erken evre kanserli dokuların endoskopik olarak çıkarılabildiğini ifade ediyor. Özellikle ESD yöntemi, yemek borusu, mide ve bağırsaklarda kanserleşme riski taşıyan ya da erken evrede tanı konulmuş lezyonların ameliyatsız şekilde temizlenmesine olanak tanıyor. Bu sayede hastalar büyük cerrahi girişimlere maruz kalmadan, daha az ağrı ve çok daha hızlı iyileşme süreciyle sağlıklarına kavuşabiliyor.

Her 8 erkekten biri risk altında: Tanı hayat kurtarıyor

Dünyada her yıl bir milyondan fazla erkeğe prostat kanseri teşhisi konuyor. Ülkemizde ise erkekler en çok akciğer ve prostat kanserine yakalanıyor. Günümüzde 8erkekten birinin prostat kanserine yakalandığı göz önüne alındığında kontrol ve tarama hayat kurtarıcı olabiliyor.

Prostatın45 yaşından sonra büyümeye başladığını ve bir erkek yaş aldıkça hastalığın kaçınılmaz hale geldiğini söyleyen Central Hospital’dan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, ailesinde prostat hastası olanların 6 ayda bir PSA testi yaptırması gerektiğini vurguluyor. Prostat kanserinin tanısında uzun yıllardır PSA kan testi, makattan yapılan muayene ve ultrason eşliğinde alınan biyopsi yöntemleri kullanılıyor. Ancak prostat kanserinde kesin tanı, mutlaka biyopsi ile konuluyor. Günümüzde açık ameliyat yöntemi artık çok az kullanılıyor. İyi huylu büyüme söz konusuysa hastanın kapalı ameliyatla tedavi edilebildiğini söyleyen Doç. Dr. Topuz, “Lazer prostat ameliyatlarıyla hastalar sıklıkla 1günde taburcu edilip, yaklaşık bir haftada iyileşme gösterebiliyor” diyor.

KANSER KORKULMASI GEREKEN BİR HASTALIK DEĞİL, GEÇ KALINMIŞ TEŞHİSTİR
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sakarya Son Dakika Haberleri - Sakarya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!