1. Haberler
  2. Siyaset
  3. TÜRK MİLLETİNDEN TOPRAK TALEP EDENLERİN ALACAĞI TEK TOPRAK LEŞLERİNİ ÖRTEN TOPRAK OLACAKTIR”

TÜRK MİLLETİNDEN TOPRAK TALEP EDENLERİN ALACAĞI TEK TOPRAK LEŞLERİNİ ÖRTEN TOPRAK OLACAKTIR”

featured

“BUGÜN ATATÜRK VE SİLAH ARKADAŞLARININ KURDUĞU TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN TEMELLERİNE YÖNELİK AĞIR BİR TEHDİT SÖZ KONUSUDUR”

“TÜRK MİLLETİNİN TERÖRE, TERÖRİSTE VERECEK DEĞİL TOPRAĞI, ÇAKIL TAŞI BİLE OLMADIĞINI 1984’TEN BU YANA DEFAATLE GÖSTERDİK”

“TÜRK MİLLETİNDEN TOPRAK TALEP EDENLERİN ALACAĞI TEK TOPRAK LEŞLERİNİ ÖRTEN TOPRAK OLACAKTIR”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, 3 Mayıs Büyük Ankara Buluşmamızda açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Ankara’ya, ‘Ankara, Ankara, güzel Ankara, seni görmek ister her düşen dara, yetersin onlara güzel Ankara’ mısralarındaki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’sına hoş geldiniz. Ankara’ya 3 Mayıs 1944’te on binlerce Türk gencinin Türk milliyetçiliği adına yürüdüğü Ankara’ya hoş geldiniz. 3 Mayıs Türkçüler Günü’ne hoş geldiniz. Bugün Türk milletinin zaferine doğru kararlı ve emin adımlarla yürüdüğümüz Ankara’ya hoş geldiniz. Ülkemizin çok ağır ve çok katmanlı bir buhrandan geçtiği, tehditlerin Türk milletinin üzerine içeriden ve dışarıdan dalga dalga geldiği bu günlerde, çözümü Washington’da, Brüksel’de, Pekin’de, Londra’da, Tel Aviv’de değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’sında arayan Türk milliyetçileri, Ankara’ya hoş geldiniz.

Değerli Zafer Partililer,

İstiklal Harbimizin fikri ve ruhi zeminini, itici, moral gücünü Türk milliyetçiliği oluşturmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, ‘ne mutlu Türk’üm diyene’ ifadesinde özetlenen Türk milliyetçiliğine dayanır. Türk milliyetçiliği, 1683 II. Viyana kuşatması sonrasında, adım adım mefkûresini yitiren, Türk milletini birleştiren ve Türk milletini tekrar bir ülkü etrafında birleştiren fikir zeminidir. Türk milliyetçiliği, Türk milletinin kendisine olan inancını tazelemesidir. Adımız andımızdır. Yoluna can koyarız, Türk olmayı en büyük şan, en büyük şeref sayarız. Bu mısralar, cumhuriyetin mısralarıdır. Türk milliyetçiliğini Mustafa Kemal Atatürk, devletin kuruluş felsefesi, Türk milletinin etrafında buluştuğu fikri zemin, ruhi zemin ve Türkiye’nin kalkınmasının itici gücü yapmıştır. Türk milliyetçiliğinin Mustafa Kemal Atatürk tarafından hukuki ve siyasi zeminde ifadesi ise 1924 Anayasası’nda milli, üniter ve laik Türk devleti şeklinde ortaya konulmuştur.

Değerli Zafer Partililer,

Bugün Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine yönelik ağır bir tehdit söz konusudur. Milli üniter laik Türkiye Cumhuriyeti ağır bir saldırıyla karşı karşıyadır. Bir narko terör örgütünün elebaşısı ile Anayasanın nasıl değiştirileceği konuşulmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir heyet Öcalan’ı ziyaret ederek görüşlerini almakta ve sonra o heyetin üyesi olduğu bir komisyon, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Anayasanın nasıl değiştirilmesi gerektiğiyle ilgili rapor sunmaktadır. İmralı’daki narko terörist, bebek katiline onun mahkum statüsünü sona erdirecek yeni bir statü ve siyasi çalışmalarında kullanacağı bir bina tahsis edilmek istenmektedir. Bu bina esasen hazırdır. İstediği zaman Öcalan bu binaya geçebilir. Ama Öcalan’ önce statümü değiştirin, yani mahkum statümü sona erdirin, sonra o binayı kullanmaya başlayacağım’ diyerek bugünden her türlü siyasi çalışmasını esasen sürdürmeye başlamıştır. DEM Öcalan’ın statüsünün baş müzakereci statüsü olması gerektiğini söylemektedir. Müzakere, yani pazarlıktan bahsediyorlar. Oysa bu süreç başladığı zaman ‘pazarlık mazarlık yok PKK şartsız silah bırakacak, kendisini lav edecek’ demişlerdi. Şimdi görüyoruz ki PKK silah bırakmamış ve kendisini feshetmemiş. ‘Siz yasal düzenlemeleri yapacaksınız, siz yasal düzenlemeleri yaparken biz silah bırakmaya başlayacağız’ diyorlar. Bu arada da başmüzakereci olarak Öcalan masada olacakmış. Afrika’dan alıp getirdiğimiz, İmralı’da yargılayarak mahkum ettiğimiz Öcalan ile neyin müzakeresini, neyin pazarlığını yapacaksınız? Üzerinde müzakere edilen, pazarlık yapılan Türk milletinin İstiklal Harbinde kazandığı bağımsızlığı ve egemenliği mi olacak? Biz o hesabı kapatalı çok oldu. Bu hesabı görmek isteyenler tekrar bir sorsunlar bakalım Ege’nin suları nasıl soğuk oluyormuş?

Öcalan bir tarafın başmüzakerecisi olursa, diğer tarafın masadaki başmüzakerecisi kim olacak acaba? DEM Eş Başkanı Tuncer Bakırhan birkaç gün önce arkadaşlar bir açıklama yaptı. Türkiye’de aslında yasal ve anayasal olarak Kürtlerin hakları tanınmamış ama bizim mücadelemizle birlikte kazandığımız haklar da çok küçümsenecek derecede değil. Kimi ülkelerdeki otonom, özel, federatif bölgelerde yaşayan halklardan yani onların yaşamış olduğu hakların düzeyinde hakları var diyor. Bu çok büyük bir itiraf. Aslında ortada DEM’in şunun bunun mücadelesi falan yok. Cumhuriyet kurulurken bütün yurttaşlar eşit haklarla donanarak bu ülkenin şerefli yurttaşları oldular. Bu durumda DEM, Öcalan ve PKK ne istiyor o zaman? Ayrı hukuk ve tabi toprak.

Değerli Zafer Partililer,

Türk milletinin teröre, teröriste verecek değil toprağı, çakıl taşı bile olmadığını 1984’ten bu yana defaatle gösterdik. Toprak iddiasıyla yola çıkan, çıkarılan, kandırılan on binlerce teröristin de alabildiği tek toprak, mezarlarına atılan toprak oldu. Bundan sonra da Türk milletinden toprak talep edenlerin alacağı tek toprak leşlerini örten toprak olacaktır. Kahraman ordumuzun defalarca yendiği, en son Hendek terör eylemlerinde perişan ettiği, kilit pençe harekatında ezdiği PKK’yla iktidar neyin pazarlığını yapmayı düşünüyor? Türk milleti binlerce şehidi, on binlerce gaziyi, bebek katili Öcalan’la İstiklal Harbinin sonunda ulaştığımız sonuçların müzakere masasına getirmek için mi verdik bu şehitleri gazileri? Öcalan istiyor diye Türk milletini Türk, Kürt, Arap diye üç parçaya mı böleceğiz? Atatürk izinde yürüyen Türk milliyetçileri, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in Öcalan ve teröristler tarafından yıkılmasına izin vermeyecektir. Atatürk çizgisindeki Türk milliyetçileri ve büyük Türk milleti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk dışında kurucu önder de tanımamaktadır, tanımayacaktır!

Sevgili Zafer Partililer, Türk milleti son 10 yıldır artarak devam eden ve Türk halkını yoksulluktan sefalete, sefaletten açlığa sürükleyen ağır ekonomik buhrana rağmen bu olan bitenin farkındadır. Sessiz fakat onurlu bir kararlılıkla ve kesin bir tavırla millet sandığı bekliyor. Türk halkı Öcalan’ın mahkum statüsünün değiştirilmesine karşı çıkıyor. Türk halkı PKK’lı teröristlere af çıkarılmasına karşı çıkıyor. Türk halkı Anayasanın ilk dört maddesinin değiştirilmesine karşı çıkıyor. Türk halkı Anayasanın 42. ve 66. maddelerinin değiştirilmesine karşı çıkıyor. Türk halkı Türk vatandaşlığıyla oynamanın Türk vatanıyla oynamak olduğunu biliyor ve karşı çıkıyor! Türk halkı terörist PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti’ni yendiğini düşünmesini tahammül edilmez bir duygu olarak görüyor. Türk milleti devletinin PKK terör örgütünü yok etmesini istiyor. Biz de Türk milletine söz veriyoruz. Devleti yönetme yetkisini eğer Türk milleti Zafer Partisi’ne verirse, terörle mücadele ederek nasıl terörün ortadan kaldırılacağını hem Türk halkına, hem tarihe, hem de bütün dünyaya göstereceğiz.

Değerli Zafer Partililer,

Türkiye içinde başka ve PKK kadar belalı ve PKK ile el ele Türk halkına saldıran başka tehditler de var. Bu tehditlerin başında uyuşturucu ve kumar çeteleri geliyor. PKK gençlerimizin canını, çocuklarımızın canını kurşunla, bombalarla alıyor, uyuşturucu çeteleri ise şırıngalarla alıyor. Sanal kumar çeteleri, aileleri cep telefonları üzerinden dağıtıyor. Uyuşturucudan gelen parayı PKK içinde sanal kumar baronlarının da olduğu organizasyonlarla aklıyor. Yani hepsi aslında birlikte çalışıyorlar. Uyuşturucu ve sanal kumar baronları, PKK gibi emperyalizmin işgal ordularının keşif kolları olma görevini yerine getiriyorlar. Ülkemize saldırma planları yapan İsrail’in beşinci kol yapıları bunlar. Zafer Partisi, Tertemiz Türkiye Projesiyle ülkemizi bu ağır saldırıdan kurtarmak konusunda kararlı.

Değerli Zafer Partililer,

Bu mücadeleyi, bu saldırının yükünü en fazla çekmek zorunda kalan ve çekerken insanüstü bir gayretle çocukları için mücadele eden bağımlı anne ve babalarıyla birlikte vereceğiz. Buradan çocukları bağımlı olan anne ve babalara sesleniyorum: Yalnız değilsiniz. Zafer Partisi sizin yanınızda. Çocuklarınızın bağımlı olması sizin hatanız değil. Sizin yanınızdayız. Devletin bıraktığı açıklar, sokakları kontrol edememesi sonunda çocuklarınız bağımlı oldu. Çocuklarınızın tedavi olamaması da sizin hatanız değil. Devletin bu konuya gereken önemi vermemesi, verememesi, gerekli düzenlemeleri yapmamasından kaynaklanıyor. Gençlerimizi uyuşturucu çetelerinin elinden alacağız. Onları zorunlu tedaviyle ailelerine ve topluma sağlıklı bireyler olarak geri vereceğiz. Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine ise hukuken terör örgütü muamelesi yapacağız. Baronların mal varlıklarına, son kuruşuna kadar el koyacağız. Türkiye’ye uyuşturucu getiren çeteler ile sadece Türkiye içinde değil, dünyanın neresinde olursa olsun oradan başlayan bir mücadeleyi başlatacağız.

Sevgili Zafer Partililer,

Konuşmaya başlayalı 15 dakika oldu mu? 21 dakika olmuş ve Genel Başkan hala Suriyeliler demedi. Acaba bize yönelik eleştirilerde bir haklılık payı var mı? Yahu Silivri’den çıktıktan sonra ben bu Suriyelilerden, Afganlardan daha mı az bahsetmeye başladım? Arkadaşlar, tabi Türkiye’nin gündemi olağanüstü yoğun. Silivri’ye girmeden önce iki tane miting yapmıştık. Bu mitinglerin konusu sığınmacılar değildi. Bu mitinglerin konusu ‘Mehmetçik katillerine af yok’ mitingleriydi. Türkiye’nin gündemine de, evet, sığınmacılar meselesi bütün ağırlığıyla varlığını sürdürürken, bir de bir terör örgütünün elebaşıyla yapılan pazarlıklar gelmiş, onun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konuşma yapması söz konusu olmuştu. İşte o şartlar altında biz de Zafer Partisi olarak Anayasa’nın ilk dört maddesini, 66. ve 41. maddeleri, yani Türk vatandaşlığı ve Türkçe eğitimle ilgili maddeleri savunmak, PKK’lı teröristlere af gelmesini engellemek için sokaklara güçlü bir şekilde çıkmıştık. Zafer Partisi’nin kurulduğu günden itibaren hiç bu kadar güçlü bir şekilde sokakta yoktuk ama Zafer Partisi’nin sokağa çıkınca nasıl çıktığını gören iktidar beni tutuklayarak Silivri’de zindana attı.

Ben Silivri’de zindandayken Zafer Partisi kadroları mücadeleye devam ettiler, mitinglere devam ettiler ve bu mitinglerin konusu da terörle müzakerelere karşı dik bir duruştu. Bugün de demografik işgal devam ediyor. Biz de Anadolu Kalesi projesini gündemimizde tutmaya, geliştirmeye devam ediyoruz. Konuyla ilgili bu süreci nasıl yöneteceğimizi, bu göçü nasıl durdurup nasıl geri çevireceğimizi kapsamlı bir projeyle ortaya koyduk. Hazırladığımız kitap iki büyük baskı yaptı. Şimdi de vatandaşlık vererek demokrafik işgalin hukukileştirilmesi çalışmalarını hepinizin bildiğinden çok daha yakından izlemeye devam ediyoruz. Yeni hazırlıklarımız var. Toplumun karşısına bu konuda yeni dosyalarla çıkacağız. Savaş bitince Suriyeliler geri dönecek demişlerdi. Biz Suriyelileri yollayalım, Afganlar vatanlarına dönsün dediğimiz zaman onları ateşin içine mi atacaksınız diyorlardı. Bakın Suriye’de çatışmalar durdu. Artık bir yönetim var. Hatta 2 tane yönetim var. Biri PKK yönetimi öbürü Şam yönetimi. Nerede Suriyeliler? Döndüler mi? 600 bin tanesinin döndüğü söyleniyor. İnanıyor musunuz buna? Ben inanmıyorum. Ama hala milyonlarca sığınmacı ve kaçak Türkiye’de varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Zafer Partisi Anadolu Kalesi Projesiyle hem yeni göçleri durduracak hem de gelenlerin vatanlarına dönmesini sağlayacak.

Sevgili Zafer Partililer,

Türk milliyetçiliği Türk yurdunu sevmektir. Türk yurdunun üzerinde Türk milleti yaşar. Türk milliyetçiliği Türk milletini sevmektir. Onun tarihine, kültürüne sahip çıkmaktır. Ama Türk yurdunun ormanlarına, Türk yurdunun topraklarına sahip çıkmazsak, derelerin akışına sadece türkü söyleyip, maden şirketlerinin bu dereleri, bu nehirleri zehirlemesine, siyanürlemesine karşı çıkmazsak, gerçek Türk milliyetçisi olabilir miyiz? Ülkemize silahlar ve bombalarla saldıranlar, uyuşturucu ve kumar ile saldıranların karşısında olduğumuz gibi, siyanürle vahşice topraklarımızı zehirleyenlere, ormanlarımızı yok edenlere de karşıyız. Zafer Partisi kurulduğu andan itibaren de bu konuda en kararlı siyasi parti olarak mücadele ettik, etmeye devam edeceğiz.

Rize İkizdere’de Zafer Partisi vardı. Erzincan İliç’te büyük bir patlama ve kirlik olacağını iki sene önce olmadan gündeme getiren de Zafer Partisi’ydi. Akbelen Ormanları’nda hiç kimse yokken Zafer Partisi vardı. En son yine Zafer Partisi vardı. Kayseri’de Develi’de yine Zafer Partisi vardı. İzmir’de yine Zafer Partisi vardı. Özetle biz, Türk yurdunun her karışında Türk topraklarını sadece teröristlere, yabancı servislere karşı değil, sadece uyuşturucu baronlarına karşı değil; bu toprakları zehirleyen, siyanürleyen, yıkan herkese karşı savunduk. Savunduğumuz için de Cengiz beni mahkemeye verdi. Evet, İkizdere’de dedim ki, ‘Cengiz Holding’e Cengiz yasalarını uygulayacağız’. Hemen Cengiz yasalarına bakmışlar, panik içerisinde ve beni mahkemeye vermişler. Mahkeme de karar vermiş. Holding’e karşı Cengiz yasalarını uygulamak zor diye. Beraat ettim arkadaşlar.

Ankara’da Limak’ın önünde, Akbelen’deki şirketin önünde tek basın açıklaması yapan parti de Zafer Partisi’ydi genel başkan aracılığıyla. Özetle bizim kimseden Zafer Partisi olarak çevrecilik öğrenmeye ihtiyacımız yok. Nasıl son 24 senede Müslüman olmadıysak, elhamdülillah bin seneden beri Müslümansak, çevreciliği de Müslümanlığı da kimseden öğrenmeye ihtiyacımız yok. Biz partiyi Brüksel’de kurmadık. Washington’da görüşmeler yapmadık. Tel Aviv’den onay almadık. Anıtkabir’de kurduk. Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesine kurduk. Hacı Bektaş-ı Veli’de kurduk. Zafer Partisi, Türk milletinin partisidir. Zafer Partisi, Türk dünyasının partisidir. Zafer Partisi, Batı Trakya’nın partisidir. Gümülcine’nin partisidir. Kerkük’ün partisidir. Zafer Partisi, Halep’teki Türkmen’in de partisidir. Zafer Partisi, Türk dünyasının partisidir.

Sevgili Zafer Partililer,

Türk milliyetçiliği, Türkçülük, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliği zengin millet ve güçlü bir devlet için çalışmaktır. Bugün ise Türk milleti fakirleşmekte, Türk devleti kaynakları yağmalandığı ve kötü kullanıldığı için zayıflamaktadır. Zafer Partisi buna bir son verecek. Enflasyonu durdurarak halkın soyulmasına son vereceğiz. Sonu gelmeyen ve dar gelirlilerin, emeklinin, dul ve yetimin, asgari ücretlinin lokmasından keserek enflasyonu düşürmek için üç seneden beri çalışıyorlar. Enflasyon düşmüyor. Düşeceği de yok. Sürekli bahaneler üretiyorlar. Arkadaşlar, bakın sürekli Anadolu’da dolaşıyoruz teşkilatlarla birlikte. En son Bursa’daydım dört gün. Oradan geldim Muğla’ya. İki gün Muğla’da teşkilatlarla sokaktaydık. Oradan İzmir’e geldik. İzmir’de beş gün teşkilatlarla esnafları ziyaret ettik ve her gittiğimiz yerde ekonomi çevreleriyle konuştuk ve Zafer Partisi’nin ekonomi politikalarını anlattık. Zafer Partisi enflasyonun düşürülmesinin yükünü Türk halkına yüklemeyecek. Buna artık hakkımız yok. Bu halk çok bedel ödedi. On seneden beri fakirleşen, orta sınıfı yok olan bir ülkeyle karşı karşıyayız. Bütün esnafın, ekonomi çevrelerinin ve halkın söylediği şey: Yaşadığımız en kötü seneyi yaşıyoruz. Ondan önceki sene de kötüydü, ondan önceki sene de kötüyü. Peki ne zaman düzelir? Hiç kimsede bir umut yok gelecekle ilgili. Bir iş dünyası temsilcisi ‘hukukun olmadığı yerde tünelin ucunda ışığın görünmesi mümkün değil’ dedi. Evet, hukuk da yok. Eğitim de yerlerde sürükleniyor. Ve bize soruyorlar, ‘siz nasıl enflasyonu düşüreceksiniz?’ diye.

Değerli Zafer Partililer,

Biz enflasyonu düşürmek için önce bazı kurumsal düzenlemeler yapacağız. Ve bu çerçevede devlet planlama teşkilatını kuracağız. Devletin bugün tamamen plansız ve programsız olan harcamalarını böylece devlet kontrolü altına, kısa, orta ve uzun vadeli planlamaya bağlayacağız. Ama aynı zamanda Merkez Bankasını da bağımsız hale getireceğiz. Görevi de enflasyonu düşük tutmak olacak. Sayıştay bağımsız bir devlet kurumu haline gelecek Anayasa’da yazıldığı gibi. BDDK ve SPK siyasi değil, ekonomik zihniyeti ile teknik çalışmalar yapmaya başlayacaklar. TÜİK, Tayyip’i üzmeme kurumu olmaktan çıkacak ve Türkiye’ye istatistik enstitüsü olacak. Yayınladığı çalışmalar gerçek olacak ve devlet harcamalarında büyük bir tasarrufa gideceğiz. Halkın sırtına yüklemeyeceğiz. Halk yiyeceği ekmekten tasarruf etmeyecek. Çocuğuna alacağı sütten tasarruf etmeyecek. Devlet yapacak tasarrufu. Sığınmacılara yılda 11 milyar dolar harcıyorlar. Bu harcamayı durduracağız. Bu para Türk halkının cebinde kalacak. Yılda insani yardım adı altında değişik ülkelere ortalama 7 milyar dolar harcıyorlar. Bu sene 8 milyar dolar harcadılar. Arkadaşlar 11 artı 8, 19 milyar dolar ediyor. Kamu özel ortaklığına her yıl 8 milyar dolar para harcıyorlar. Evet hani halkın cebinden bir şey çıkmıyor, devletten bir şey çıkmıyor. Biz bunları verdik, yapacak işletecek sonra bize devredecek dediler ya. Yok öyle bir şey. Öyle kötü anlaşmalar yapmışlar ki Türk halkı ödüyor. Biz ödüyoruz, bizden sonra çocuklarımız ödeyecek. Anlaşmazlık olursa hangi mahkemeye gidiyoruz? Yerli ve milli mahkemelere mi? Eğer Londra mahkemelerine yerli ve milli diyorsanız evet Londra mahkemelerine. Biz anlaşmazlık olmamasını göze alıyoruz. Bakalım siz alabilecek misiniz? Oturacağız ve tekrar konuşacağız. Kamunun elinde arkadaşlar 55 bin araç var. Makam aracı. Bunları 5 bine düşüreceğiz. 1,2 milyar dolarlık bir gelir elde ediyoruz. Kamunun kiraladığı binalardan çıkacak. Kamu yani devlet kuruluşları devlet binalarına geri dönecek. 2,1 milyar dolar tasarruf edeceğiz. Ve Cumhurbaşkanlığına ait uçakları satıyoruz. 1,7 milyar dolar gelir geliyor.

Türkiye yolsuzluk listesinde 180 ülke arasında 115. sırada. Yolsuzluğun olduğu bir ülkede enflasyonla mücadele etmek mümkün değil. Onun için yolsuzluklarla mücadelede sert bir hukuki süreç başlatacağız. Ve devlet ihaleleri. Burada Avrupa Birliği’nin çerçevesini çizdiği bir şeffaf ihale süreci var. Tabi o zaman bütün ihaleleri aynı şirketler almıyor. Arkadaşlar ekonomistler hesaplamışlar. Eğer Türkiye’de ihaleler şeffaf yapılsa devlet yılda 20 milyar dolar kar ediyor. Biz de şeffaf yapacağız ihaleleri. Ve tabii vergi istisnalarını kaldıracağız. Geçmiş tarihlerde ve siyasi destekle vergi vermemiş olanlardan da vermedikleri vergiyi muhakkak tahsil edeceğiz. Bir şeyi unutuyorlar. Türk devleti yeni yetme bir devlet değil. Türk devleti dört bin senelik bir devlet, böyle bir hafızaya sahip. Hani birkaç gün önce İngiliz Kralı Amerika’da konuşma yaparken 250 sene önce ya da İngilizcede birkaç gün önce olduğu gibi dedi ya, arkadaşlar, İngiliz Kralı Türkiye’ye gelse o konuşmayı yapamaz biliyorsunuz değil mi? Çünkü İngiliz tarihinin başlangıcıyla Türk devlet tarihinin başlangıcını yan yana koyduğumuzda bir tanesi büyük bir ansiklopedi, öbürü tek ortalı hikaye kitabıdır.

Çifte maaşlara ve hakkı huzurlara son vereceğiz. Dış ticaret açığımızda enerji ithalatı çok büyük bir rol oynuyor. Devlet kuruluşlarında enerji tasarrufuna giderken yenilenebilir enerji alanında büyük bir atılım başlatacağız. Cari açığın oluşmasına neden olan sektörlerde yatırımları uzun vadeli ve düşük faizli kredilerle teşvik edeceğiz. Enflasyon düşecek ama halk ezilmeyecek.

Sevgili Zafer Partililer,

3 Mayıs 1944’te Türk gençliği Ankara’da, İkinci Dünya Savaşı devam ederken ve tek partinin en güçlü olduğu dönemde Türk milliyetçiliğinin hassasiyetleriyle oynandığı için hükümete rağmen yürüdü. Şimdi içinden geçtiğimiz süreçte mevcut hükümet her gün uygulamalarıyla Türk milletinin ve Türk milliyetçiliğinin hassasiyetleriyle oynuyor. Ve bizim için her gün 3 Mayıs. Zafer Partisi olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla, geri adım atmadan Türk milletinin menfaatlerinden taviz vermeden programımızı Türk halkına anlatmaya devam edeceğiz.”

TÜRK MİLLETİNDEN TOPRAK TALEP EDENLERİN ALACAĞI TEK TOPRAK LEŞLERİNİ ÖRTEN TOPRAK OLACAKTIR”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sakarya Son Dakika Haberleri - Sakarya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!