Essen

  1. Haberler
  2. Siyaset
  3. “TÜRK HALKI ATATÜRK’TEN BAŞKA KURUCU ÖNDER TANIMIYOR”

“TÜRK HALKI ATATÜRK’TEN BAŞKA KURUCU ÖNDER TANIMIYOR”

featured

“ORTA SINIF YOK OLUYOR, YOKSULLUK KİTLESELLEŞİYOR VE TOPLUMUN BÜTÜN KATMANLARINA YAYILIYOR”

“TÜRKLER DE İNSAN, TÜRKLERE DE İNSANİ YARDIM YAPIN”

“İNSANIMIZI YOKSULLUĞA MAHKUM EDEN İKTİDARI EN KISA ZAMANDA MUHALEFETE YOLLAMAK BİZİM ASLİ GÖREVİMİZDİR”

“AMEDSPOR, PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KENDİSİNİ KULLANMASINA ZEMİN HAZIRLIYOR”

“TÜRK HALKI ATATÜRK’TEN BAŞKA KURUCU ÖNDER TANIMIYOR”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısında Türkiye gündemini değerlendirdi.

 

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Pazartesi günü TÜİK yine tüketici fiyat endeksini açıkladı 4,18 ve böylece yıllık enflasyon yüzde 32,37 oluyormuş. Öbür taraftan bağımsız akademisyenlerden oluşan enflasyon araştırma grubunun yapmış olduğu bir açıklama daha var. Bu daha gerçekçi. Yüzde 5,07 aylık enflasyon yani yıllık yüzde 55,38 gerçek enflasyon. Vatandaşın sadece hissettiği değil, bizzat iliklerine kadar yaşadığı çok ağır sonuçları olan bir enflasyon süreci bitmek bilmiyor. 5 milyon emekli 20 bin lira maaş alıyor. Emeklilerin yanında dul ve yetimlerin almış olduğu maaş 15 bin liraya kadar iniyor. Şimdi 20 bin lira üzerinden baktığımızda ilk 4 ayda bu 20 bin liranın 2 bin 918 lira enflasyon karşısında eridiğini görüyoruz. Yani şu anda 5 milyon emeklinin almış olduğu maaşla satın alma gücü 17 bin 82 liraya düşmüş durumda. Aynı manzara 28 bin 70 lira asgari ücret alan vatandaşlarımızın da karşı karşıya olduğu manzara, onların da maaşları 4 ayda 4 bin 110 TL erimiş durumda. Yani satın alma gücü açısından eline bir asgari ücretlinin sadece 23 bin 960 TL geçiyor. Bu rakamla insanlar nasıl yaşayacaklar? Nasıl karınlarını doyuracaklar? Çünkü Nisan 2026 itibariyle Türk-İş’in yaptığı araştırmaya göre açlık sınırı 34 bin 587 TL. Yani 5 milyon emekli ancak 15 gün karnını doyurabilecek. Ayın diğer 15 gününde aç kalacak. 11 milyon asgari ücretli ilk 20 gün karnını doyuracak. Bakın bunun içinde kira yok, bunun içerisinde doğalgaz yok, su yok. Bunların içinde giyinme yok. Sadece karın doyurmadan bahsediyoruz.

Özetle orta sınıf yok oluyor, yoksulluk kitleselleşiyor ve toplumun bütün katmanlarına yayılıyor. Şimdi Sayın Erdoğan iktidara gelirken 57. hükümeti muhalefet partisi genel başkanı olarak eleştirirken bir simit çay hesabı yapıyordu. Türkiye’ye her gittiği yerde simit şu kadar, çay şu kadar, şu kadar simit yiyebiliriz diyordu. Hadi gelin şimdi birlikte tekrar yapalım bu simit çay hesabını Sayın Erdoğan. Tabii, artık insanlar saraya taşınınca simit, çay hesabı yaparak halkın önüne de çıkmıyorlar. Şimdi durum bu kadar vahimken, birden bir haber düşüyor haber ajanslarına, Somali’ye geri ödemesiz 30 milyon dolar bir taze para hibe ediyoruz. Tamam o zaman emeklilerimiz Somali’ye taşınsınlar. Madem burada onlara para vermiyorsunuz, Somali’ye yolluyorsunuz paraları. Belki orada daha iyi geçinirler. Evet, verdiğiniz maaşla Somali’de bile geçinip geçemeyecekleri belirsiz.

Geçen sene 8 milyar dolar insani yardımı dünyanın değişik ülkelerine yapmışlar. Sarayın hatırlaması gereken bir şey var: Türkler de insan, Türklere de insani yardım yapın. Dünyanın değişik yerlerine insani yardım yapıyorsunuz madem. Türk milletinin de insan olduğunu hatırlayın. Sığınmacılara, kaçaklara yılda 11 milyar dolar para harcıyorsunuz. Ama mesele Türk emeklisine geldiğinde, işçisine geldiğinde, onların maaşlarına zam yapmanın enflasyonu artıracağını söylüyorsunuz. Bakın onlara yaptığınız zam artırmıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde veri güvenliği toplantısı için Antalya’da beş yıldızlı otelde 30 milyon TL vererek yapmış olduğu toplantı arttırıyor. 55 bin tane makam aracı arttırıyor. 14 tane uçak arttırıyor enflasyonu. Har vurup harman savurmanız arttırıyor. Yoksa 1 Mayıs’ta gözlerine biber gazı sıktığınız işçilerimiz ‘açız’ diye bağıran işçilerin aldığı maaş enflasyon arttırmıyor.

Sevgili Zafer Partililer,

Buradan değerli vatandaşlarımıza, işçilerimize, köylülerimize, orta direk yurttaşlarımıza birlikte seslenelim: Bu insanımızı açlığa ve yoksulluğa mahkum eden iktidarı en kısa zamanda muhalefete yollamak Türk milletinin boynunun borcu, bizim de asli görevimizdir. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz. Bu iktidarı emekliye yolladıktan sonra da Suriyelileri, Afganları, diğer Asya ülkelerinden ülkemize kaçak gelenleri, Afrika’nın 36 ülkesinden ülkemize kaçak olarak gelen ve şimdi sayıları milyonları bulanları, vatanlarına devletler hukukuna uygun bir şekilde yollarken onlardan boşalacak işlere, onlara ayrılan kaynaklara da Türk insanının erişim hakkı ve imkanı olacaktır.

Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer,

Bugün aslında üzerinde çok Parti olarak konuşmadığımız bir konuya da girmek istiyorum. Sizler de biliyorsunuz, kamuoyu da biliyor. Ben Oğuz Kağan’dan beri her Türk Fenerbahçeli doğduğu için fanatik bir Fenerbahçeliyim. Gerçi oğlum diyor ki, baba neden beni Fenerbahçeli yaptın? Bir türlü şampiyon olamıyoruz. Oğlum diyorum, Oğuz Kağan’dan beri her Türk Fenerbahçeli doğuyor. İyi de diyor, Göktürklerden beri de şampiyon olamıyoruz.

Evet, ligin son haftalarına geldik. Şampiyon takımlar da yavaş yavaş belli olmaya başladılar. Sevgili Bursaspor çok güzel top oynadı. Efsane günlerine geri dönme kararlılığı içerisinde görünüyor. Ben de şampiyonluklarını ilan ettikleri maça katıldım. 40 binin üzerinde seyirci Bursa’da stadı doldurmuş. Olağanüstü coşkulu bir şekilde şampiyonluklarını kutladılar. Ben de sevgili Bursaspor’u tekrar buradan kutluyorum. Gelecek hafta sonu Bursa’da olacağım ve sevgili Bursaspor taraftarlarıyla da tekrar bir araya geleceğim. Tabii Bursaspor’u kutlarken Süper Lig’e çıkan sevgili Dadaşları da Erzurumspor’u da kutluyorum. Erzurumspor’la bir başka bağımız daha var. Genel Sekreterimiz Cezmi Polat’ın kardeşi Erzurumspor’un eski başkanıydı. 82 gol attı sevgili Dadaşlar. Güzel bir hücum futbolu oynadılar ve inşallah Süper Lig’de de başarıdan başarıya koşacaklar.

Ancak tabii ben Bursaspor’u kutlayınca, Erzurumspor’u kutlayınca, diğer başarılı takımları kutlayınca bazı çevrelerden de hani biz salağa salak deriz salakça eleştiriler geldi. Amedspor’u neden kutlamıyorsunuz diye. Bakın Amedspor’la ilgili durum çok farklı ve biz bu meseleyi Divanda da bir milli güvenlik meselesi olarak değişik boyutlarıyla ele aldık ve inceledik. 2025-2026 sezonunda Kürtçe slogan veya saç örme gibi ya da şiddet eylemleri nedeniyle bu kulübe yedi defa cezai işlem uygulanmış ve 5 milyon TL para cezası kesilmiş. Kasım ayında disiplin cezası alan beş oyuncunun sözleşmesi feshedilmiş, iki defa seyircisiz oynama cezası verilmiş.

Diyarbakır hiç şüphesiz güzide bir şehrimiz ve Diyarbakırlı futbolseverlere de büyük saygımız var. Ancak Diyarbakır’dan Süper Lige çıkan bu kulüpte terör örgütü yandaşlığı için kimi mahfillerce alan açılmaya çalışıldığını ve provokasyonlar için bu yapının kullanıldığını görüyoruz. Bu spor kulübü de PKK terör örgütünün kendisini kullanmasına zemin hazırlıyor. İşte bakın kulübün resmi hesabından yapılan paylaşım. Bizimkilerin keyfi yerinde. O gün sekiz askerimiz şehit olmuş. Hâlâ duruyor. Bu sporseverlik mi? Buradan ‘Amedspor’u kutluyorum’ diyen siyasetçilere, gazetecilere soruyorum. Nasıl kutluyorsunuz? İstiklal Marşı’mız çalınıyor, ayağa kalkmıyorlar. Kalkmadıkları gibi bir grup ıslıklıyor. Devam edelim, mutluluğun resmini yapabilir misin? ‘Sergi tutsak fırçalar, Sakinelerin rengiyle Rojava’da özgürleşiyor’. Bu spor mu?

Evet, bakın bu eleştiriler Diyarbakır’da gerçek sporseverler için yapmış olduğumuz eleştiriler asla değil. Partimizin Genel Başkan Yardımcısı, ortopedi profesörü, Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu, Diyarbakır’da görev yaptığı sürece gönüllü olarak 2,5 sene Diyarbakırspor’un doktorluğunu yaptı. Maçlara birlikte çıktı. Takım galibiyet sevincini Ali Hoca’yı kucaklayarak kutladı. Mesele burada spor değil, Kandil’den teröristlerin Amedspor’a finansal destek istemesi, Amedspor’un eski başkanının bu spor kulübünü bir bölgenin dikkat edin milli takımı diye nitelendirecek kadar küstahlaşması. Evet, biz de onun için önümüzdeki sezonda PKK terör örgütünün bu spor kulübünü kullanarak Türkiye’de birçok tahrik eylemi gerçekleştirmesini büyük bir risk olarak görüyoruz. Futbol Federasyonu’nu, Gençlik Spor Bakanlığı’nı ve İçişleri Bakanlığı’nı bu konuda şimdiden önlem almaya davet ediyoruz. Daha sezon başlamadan İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde Galatasaray seyircisiyle Amedspor taraftarlarının tırnak içinde karşı karşıya gelmesinin nasıl tehlikelerin önümüzdeki süreçte ortaya çıkartılacağını göstermesi açısından önemli bir belirti olduğunu düşünüyoruz. Terör örgütünün spor kisvesi altında Türkiye’nin değişik illerinde sosyal huzursuzluk çıkarma potansiyeline böylece erişeceğini, buna karşı şimdiden çok güçlü tedbirlerin alınması gerektiğini söylüyoruz.

Değerli basın mensupları, sevgili Safer Partililer, bizleri televizyonlarının başında izleyen değerli yurttaşlarım,

PKK terör örgütüyle ve Öcalan’la yapılan ve adına açılım denilen müzakereler 18 ayı geride bıraktı. 11 Temmuz 2025’te PKK bir mangal partisi düzenledi, 30 tane kalaşnikofu yaktı, güya silah bıraktı. Bu ucuz bir şovdu, şov olduğunu söyledik ama büyük yalanlar söylenmeye devam edildi. Müzakere olmayacak, bu bir al-ver süreci değil. PKK şartsız silah bırakacak, PKK şartsız kendisini feshedecek dediler ama ne PKK silah bıraktı ne kendisini gerçekten feshetti ve şimdi Cumhur İttifakı’yla çatır çatır pazarlık yapıyor, müzakere yapıyor ve gelinen aşamada artık iktidarın büyük tarafı, saray tarafı önce silah bıraksın diyorlar. Hani silah bırakmıştı? PKK ve DEM de diyor ki önce yasa değişikliği yapılsın, tüm PKK üyelerine, hatta terör örgütü üyeliği, propagandası konulu 40 bin kovuşturma ve 70 bin soruşturma dosyası iptal edilsin, Demirtaş serbest bırakılsın, PKK da bu arada silah bıraksın diyorlar. Hani al-ver yoktu, hani pazarlık yoktu? Bu arada da bazı AK Partililerin ve MHP’lilerin ara bulmak gibi bir misyon üstlendiklerini görüyoruz. İşte efendim, şartlı olsun bu af, suça bulaşmamış ve silah bırakan teröristler gelip toplumda aramıza karışsın diyorlar. Terör örgütü üyesi suça bulaşmamış ne demek? Zaten terör örgütü üyesi olmak suçlu olmak demek.

Bakın, bu arada adı açıklanmayan bir MHP’li yetkili dün basına bir röportaj veriyor ve diyor ki: PKK’nın tamamen silah bırakması gerçekçi değil. Sevgili Zafer Partililer, Kandil de böyle konuşuyor. PKK terör örgütü de böyle konuşuyor. Şimdi Balgat da mı Kandil gibi konuşmaya başladı? Kim bu MHP’li ya? Hadi kendini gizlemesin. Çıksın ortaya, ben söyledim desin. Yüreği yetiyorsa. Terör örgütü silah bırakmadan nasıl terörsüz olacakmış? Neymiş gerçekçi olmayan? Hani pazarlık yapmayacaktınız? Bu millete nasıl yalan söylediniz o zaman? PKK’nın silah bırakması gerçekçi değil ama biz Türk milletini Türk, Kürt, Arap diye üçe böleceğiz, öyle mi? Anayasanın 42. maddesini, 66. maddesini çıkartacağız. Bu gerçekçi mi oluyor?

Sevgili arkadaşlar, değerli Zafer Partililer,

Bakın PKK silah bırakmadı ama feshetmedi ama öbür taraftan PKK’nın SDY kolu Suriye’de Suriye devletinin parçası oldu. Dört tane tugay da örgütleniyor. Şimdi kolordu seviyesine çıkartmak istiyorlar. Ya bir PKK kolordusundan bahsediyoruz Suriye’de. Savunma Bakan Yardımcısı oldu burada aranan insanlar. İktidarın da bunu kabul ettiğini görüyoruz. Öcalan’ı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne konuşma yapması için davet eden Bahçeli, bütün bu süreçte, Türk milletinin kafasına tekrar tekrar Öcalan’ın kurucu önder olduğu propagandasını yaptı. Öcalan’a statü istedi, kimse gitmezse ben giderim İmralı’ya Öcalan’a dedi. PKK ile yapılan pazarlıkları ana dinamiğini oluşturdu Devlet Bahçeli. Şimdi de Bahçeli, Öcalan için barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü olsun diyor. İnanılır gibi değil. 1976’dan beri askerimizi, polisimizi, korucumuzu, öğretmenimizi, savcımızı, istihbaratçımızı şehit eden, beşikteki bebeklerin katliam emrini veren adamı, Devlet Bahçeli barış ve siyasallaşma süreci koordinatörü atıyor. Mavi Çarşı’da insanlarımızı yakan zihniyeti barış koordinatörü haline getiriyor. Hala sokaklarda gençlerimizi zehirleyen narkoterör örgütünün şefini siyasallaşma koordinatörü olarak gösteriyor. İnanılır gibi değil. Oldu olacak eş başkan yapın adamı ya. Ona hazırlanıyorsunuz zaten.

Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer,

Bu akıl ve vicdan dışına çıkan bir süreç. Hani diyorlar ya devlet aklı, devlet aklı. Evet, ancak İsrail devletinin aklı olabilir böyle bir süreç. Çünkü bu süreç Türk milletine, Türk devletine hakaret eden bir süreç. Türk milletinin gururunu onurunu ayaklar altına alan bir süreç. Bakın Türk milleti bu süreci desteklemiyor, ne yaparsanız yapın. Türk halkı milli üniter devletin tartışmaya açılmasını istemiyor. Türk halkı Atatürk’ten başka kurucu önder de tanımıyor.

Çok değerli basın mensupları, çok değerli Zafer Partililer, değerli yurttaşlarım,

Zafer Partisi Türkiye’nin bir terör örgütüyle pazarlıklarla sürüklenmeye çalışıldığı bu sürecin karşısında bütün varlığıyla ve kararlılığıyla mücadele etmeye devam edecektir. Şu ana kadar 13 ilde büyük paneller gerçekleştirdik ve yüz binlerce insanımıza doğrudan ya da sosyal medya aracılığıyla bu panellerde eriştik. Yapılan pazarlıkların arka planını bütün açıklığıyla ortaya koyduk. Bundan sonra da bu panelleri yapmaya ve vatandaşlarımızla bir araya gelmeye onların bu konulardaki sorularını cevaplandırmaya devam edeceğiz. Ama bunları yaparken Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sığınmacılar meselesiyle ilgili ortaya koyduğumuz Anadolu Kalesi Projesini anlatırken ülkemize yönelik ağır uyuşturucu ve sanal kumar saldırısı karşısında Tertemiz Türkiye Projesi’yle nasıl mücadele edeceğimizi izah ederken, Türkiye’nin tekrar ekonomik kalkınması için Zafer Partisi’nin ekonomik programını Türkiye’yi dolaşıp iş dünyasına, esnaflara ve halkımıza anlatmaya devam ederken, bir taraftan da parti olarak sadece Türkiye Türklüğünün değil, bütün dünya Türklüğünün meselelerine sahip çıkmaya devam ediyoruz.

3 Mayıs’ta ifade ettim, tekrar ifade ediyorum: Zafer Partisi; Brüksel’de, Washington’da, Pekin’de, Moskova’da, Tel Aviv’de kurulmadı. Zafer Partisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’sında kuruldu. Anıtkabir’de dualarla kuruldu. Zafer Partisi, Türkistan’da Türklerin küçük haç diye ziyaret ettikleri İslam dininin Türkler arasında yayılmasını ve anlaşılmasını sağlayan, İslam’ı Türkçe anlatan Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinde dualarla kuruldu. Oradan aldığı toprağı Anadolu’ya, Hacı Bektaş Veli Hazretleri’nin türbesinin önündeki Karadut ağacının altına getiren ve o toprağı oraya seren milli zihniyetle kuruldu. Zafer Partisi, Doğu Türkistan Türklüğünün de partisidir. Zafer Partisi, Orta Doğu Türklüğünün de partisidir. Zafer Partisi, Tebriz’deki Türklerin de partisidir. Bakü’deki Türklerin de partisidir. Kerkük’teki, Tuz’daki, Telafer’deki, Halep’teki Türkmenlerin de partisidir. Batı Trakya’daki Türklerin de Bulgaristan’daki Türklerin de partisidir. Rumeli Türklüğünün de partisidir. Bulgaristan’da Türkkan Bebek anmalarında Zafer Partisi vardı. Yine İskeçe’de de ve Gümülcine’de Türk uyanış gününde Zafer Partisi vardı. Ve bu hafta şimdi güçlü bir heyetle Makedonya’ya ve oradan da Kosova’ya giderek Rumeli Türklüğünün Hıdrellez törenlerinde yanında olacağız ve onların neşeleriyle neşeleneceğiz. Ve sizlerin de selamlarını, sevgilerini, muhabbetlerini Ankara’dan Rumeli’ye götüreceğiz.”

Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ konuşmasının ardından Partimize katılan isimlere rozetlerini takdim etti.

  • İyi Parti İl Başkan Yardımcısı Polat Özbal
  • Demokratik Sol Parti Eski Genel Başkan Danışmanı Okan Bal
  • Akman Premium Otel Sahibi Atila Aydoğan
  • İnşaat Mühendisi Kemal Özkan
  • İnşaat Mühendisi Hüseyin Aksoy
  • İncek Medikal Park Hastanesi Sahibi, Eski MİT Mensubu Hülagu Yüceer

“TÜRK HALKI ATATÜRK’TEN BAŞKA KURUCU ÖNDER TANIMIYOR”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Sakarya Son Dakika Haberleri - Sakarya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!